İŞİMİZ EKMEĞİMİZ, İŞ YERİMİZ ONURUMUZDUR...

TÜRKİYE YOL-İŞ SENDİKASI

8 MART 2020 - DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN



8 MART Dünya Kadınlar Günü

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun!

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, kadınların her alanda cinsiyet ayrımcılığına karşı verdikleri mücadelenin adıdır. Emekçi kadınlar 163 yıldır, tüm baskı, sindirme, engelleme ve her türlü köleliğe karşı; eşit ücret, eşit hukuk ve eşit insan olmak için mücadele vermektedirler.

Günümüzde dünya çapında bir mücadelenin ve dayanışma gününün simgesi haline gelen 8 Mart; eşit işe eşit ücretin yanı sıra, daha iyi yaşama koşulları, insan onuruna yakışır iş ve çalışma ortamı, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadına yönelik şiddet ve tacizle mücadele gibi talepleri de içermektedir.

163 yıl önce cinsiyet ayrımcılığına başkaldıran emekçi kadınların yolculuğu, bugün geniş bir coğrafyada, her kesimden kadının ekonomik, sosyal ve hukuksal taleplerini yüksek sesle dile getirdiği bir yolculuğun özneleri ve kahramanları olarak devam etmektedir. Bu yolculukta başarılı mücadeleler kadar, hüzün ve acılar da var ne yazık ki.

Atatürk Türkiye’si ve Cumhuriyeti’yle birlikte kadınlar toplumsal hayatımızda eşit yurttaşlık hakkı kazanmışlardır. Ancak 2020 Türkiye’sinde, kadınların başta yaşam hakkı olmak üzere, temel hak ve özgürlükleri için hâlâ mücadele vermek zorunda kalmaları hepimiz açısından düşündürücüdür.

Dünya Ekonomik Forumu 2020 Toplumsal Cinsiyet Eşitsizlikleri Göstergesi Raporu’nda, Türkiye 153 ülke içinde 130’uncu sırada yer almaktadır. Rapor’un da gösterdiği gibi, toplumun yarısını oluşturan kadınlara karşı ayrımcılık hayatın her alanında sürmektedir. Evde, tarlada, büroda ve sanayide çalıştırılan kadının payına; ikinci sınıf insan muamelesi görmek, kayıt dışı, sendikasız ve sigortasız çalışmak, düşük ücret, keyfi biçimde işten atılmak, psikolojik tacize, cinsel ya da fiziksel şiddete uğramak düşmektedir.

Türkiye’de 2010 yılında 177 kadın, 2019 yılında ise 474 kadın öldürülmüştür. Son on yılda öldürülen kadın sayısı 2.5 kat artmıştır. 2019 yılında öldürülen 474 kadından 155‘inin çocuğunun ve 7’sinin hamile olması olumsuz tabloyu daha da ağırlaştırmaktadır. Görüldüğü gibi, ülkemizde her geçen yıl hunharca öldürülen kadın sayısı arttığı gibi, cinsel şiddet uygulanan kadın sayısı da artmaktadır.

Kadının evde, işyerinde veya toplumda var olma mücadelesinin karşılığı; şiddet, işsizlik veya ölüm olmamalıdır. Son yıllarda kadınlara yönelik akıl, mantık dışı ve nefret söylemlerinin çoğalması kadına karşı şiddeti ve tacizi etkileyen nedenlerin başında gelmektedir. Bu tür söylemleri kınıyor ve lanetliyoruz.

Uluslararası örgütlerin ve üyesi olduğumuz BWI ile EPSU’nun da aralarında bulunduğu küresel sendikaların verdikleri mücadele, kadına yönelik şiddete ve cinsel istismara ilişkin farkındalığı arttırmaktadır. Küresel sendikalar tarafından kadına yönelik her türlü şiddetin son bulması için yürütülen kampanyalar, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması kampanyası ile doğrudan ilişkilidir. Nitekim bu kampanyalar, 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin 2019 yılında ILO tarafından kabul edilmesini sağlamıştır.

ILO’nun 100, 111, 156 ve 183 nolu sözleşmeleri kadınların işgücüne katılmaları, ücretleri ve analık ile gebelik haklarına yönelik koruyucu düzenlemeler içermektedir. Türkiye ilk iki sözleşmeyi onaylamış, ancak 156 ve 183 nolu sözleşmeyi onaylamamıştır.

YOL-İŞ ve sendikalar olarak, ILO’nun 156 sayılı Aile Sorumlulukları Olan Kadın ve Erkek İsçilere Eşit Davranılması Sözleşmesi ile 183 sayılı Kadının Doğum ve Doğum Sonrası Çalışması Hakkında Sözleşme’nin ülkemiz tarafından onaylanmasını talep ediyoruz. “Kadınlara karşı şiddet”le mücadelenin etkin bir biçimde yürütülmesi için ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin onaylanması da taleplerimiz arasında yer almaktadır.

Sendikalar olarak kadınların korunmalarına yönelik taleplerimiz ILO Sözleşmelerinin onaylanması ve uygulanmasıyla sınırlı kalmamalıdır. Ülkemizde işgücündeki kadınların eğitim seviyesi genel olarak ilkokul seviyesinde olup, bu durum, kadınların vasıfsız işlerde çalıştırılmalarına neden olmaktadır. Bu gerçekten hareketle, kadınların eğitim seviyelerini güçlendirecek, dolayısıyla eğitimli kadın işgücünün artmasını sağlayacak politikaların uygulanmasını da talep etmeliyiz.

Daha fazla eğitimli kadının çalışma hayatında yer alması, daha fazla kadın işçinin sendikal faaliyetlere katılması, daha fazla kadının sendikal eğitim ve örgütlenme çalışmaları içinde yer alması, sendikalara güç katacağı gibi çalışma hayatımıza çok yönlü katkı ve kalite de getirecektir. Bu hedefle birlikte toplu iş sözleşmelerine toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda maddeler eklenmesi de sendikaların hedefleri arasında olmalıdır.

Analarımız, eşlerimiz, kız kardeşlerimiz olan kadınların insanca ve eşit bireyler olarak yaşaması ve en az erkekler kadar özgürlüklere sahip olması temel bir insan hakkıdır. Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın, evimizin-ocağımızın ve üretimin belkemiği olan kadınlarımızın; daha insanca çalışma ve yaşama koşullarını hak ettiklerinden hiç mi hiç kuşkumuz yoktur.

Daha yaşanabilir bir dünya, daha demokratik bir ülke ve daha özgür bir yaşam ancak kadınlarla mümkündür. Emeğin hakkını alabildiği bir çalışma hayatı ancak ve sadece kadın-erkek tüm emekçilerin kol kola girmesi ve birlikte mücadele etmesiyle sağlanabilir.

YOL-İŞ olarak, bu düşünce ve duygularla kadın üyelerimizin, kadın emekçilerin ve tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü içtenlikle kutluyoruz!

Bu nedenle 8 Mart 2020 yılında haykırıyoruz !

Kadına şiddet, tecavüz, taciz son bulsun!

Kadınların uğradıkları şiddet nedeniyle yaşamlarını yitirmeleri büyük bir utançtır!

Kadınların ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmesine son!

Çocuk gelin ve küçük yaşta evliliğe son!

Kadınların eğitimden yoksun bırakılması insanlık ayıbıdır!

Aşırı doğum dayatması, şiddettir!

Kapitalist sistemin kriz gerekçesiyle kadını fuhuşa zorlaması şiddettir!

Kadın bedeni, ana bedenidir, reklam malzemesi olarak sunulması şiddettir!

Daha yaşanabilir bir dünya, daha demokratik bir ülke ve daha özgür bir yaşam... Emeğin, hakkını alabildiği bir çalışma hayatı ancak ve sadece kadın-erkek tüm emekçilerin kol kola girmesi ile sağlanabilir.

Bu düşünce ile kadın üyelerimizin, tüm kadın emekçilerin, analarımızın ve tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü içtenlikle kutluyoruz!

Daha güvenli bir çalışma hayatı, daha insanca yaşam koşulları, savaştan ve şiddetten arındırılmış bir dünya umudu ile,

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun!

 

                            

                                                                                                                         Türkiye YOL-İŞ Sendikası

                                                Genel Merkez Yönetim Kurulu