İŞİMİZ EKMEĞİMİZ, İŞ YERİMİZ ONURUMUZDUR...

TÜRKİYE YOL-İŞ SENDİKASI

8 MART 2019 - DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü


  • 8 MART 2019 - DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
  • 8 MART 2019 - DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
  • 8 MART 2019 - DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
  • 8 MART 2019 - DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
  • 8 MART 2019 - DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
  • 8 MART 2019 - DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
  • 8 MART 2019 - DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
  • 8 MART 2019 - DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
  • 8 MART 2019 - DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
  • 8 MART 2019 - DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
  • 8 MART 2019 - DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
  • 8 MART 2019 - DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
  • 8 MART 2019 - DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN
  • 8 MART 2019 - DÜNYA EMEKÇİ KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun!

Birleşmiş Milletler tarafından 1977 yılında ilan edilen 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün geçmişi çok eskilere dayanıyor.

Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart 1857 yılında ABD’nin New York kentinde başladı. Konfeksiyon ve tekstil fabrikalarında çalışan 40.000 işçinin insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücrete karşı başlattığı grev, polisin saldırısıyla kanlı bitti. Saldırı sırasında çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.

Bu yangın; eşit ücret, eşit muamele ve ayrımcılığın son bulması için mücadele veren tüm emekçi kadınların yolunu aydınlattı…

1910’da toplanan 2. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda 129 kadın işçinin can verdiği 8 Mart günü oybirliği ile “ Dünya Emekçi Kadınlar Günü”  olarak kabul edildi.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart Gününü "Dünya Kadınlar Günü" olarak kabul etmesiyle 8 Mart, dünya çapında bir mücadele ve dayanışma günü haline geldi.

Böylece her yıl 8 Mart Günü kadınların;  eşit ücret, daha iyi çalışma koşulları, çalışma sürelerinin kısaltılması, insan onuruna yakışır iş ve çalışma ortamı, barınma hakkı, seçme ve seçilme hakkı gibi taleplerini 8 Mart tarihinde çeşitli etkinliklerle duyurmaya gayret ettiler. Bu nedenle 8 Mart tarihi; kadınların ekonomik, sosyal, hukuksal taleplerini ortaya koydukları bir mücadele günü niteliği kazandı.

Kısaca emekçi kadınlar 162 yıldır;  eşit ücret, eşit hukuk, eşit insan olmak gibi en temel hakları için mücadele vermektedirler.

Ülkemizde 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında kutlandı. Atatürk'ün girişimiyle kadınlara 1930'da belediye seçimlerinde seçme, 1933 muhtar seçme ve köy heyetine seçilme, 5 Aralık1934'te Anayasa'da yapılan değişiklikle milletvekili seçme ve seçilme hakları tanındı.  Bugün kadınların başta yaşam hakkı olmak üzere,  temel hak ve özgürlükler için mücadele vermekte olmaları; uygarlığımız ve demokrasimiz yönünden düşünülmesi gereken bir durumdur.

Oysa insanlık tarihi kadının söz hakkına sahip olduğu ANAERKİL Dönem ile başlamıştır. Her toplumda, Anadolu’da doğurganlık ve bereket simgesi olan ANATANRIÇA KİBELE gibi simgeler mevcuttur. Ancak emeğe karşı ideolojik tavır alan kapitalist sistemde kadın; “kaşık düşmanı”dır.

Dünya Ekonomik Forumu 2018 Toplumsal Cinsiyet Eşitsizlikleri Göstergesi Raporu’nda Türkiye 149 ülke içinde 130. sırada yer almıştır.

Toplumun yarısını oluşturan kadına karşı ayrımcılık hayatın her alanına sinmiştir. Evde, tarlada, büroda ve sanayide çalıştırılan kadının payına; ikinci sınıf insan muamelesi görmek, kayıt dışı, sendikasız ve sigortasız olarak taşeronda çalışmak, düşük ücret ve keyfi biçimde işten atılmak düşüyor. 

Günümüzde dünya genelinde 15 yaşından itibaren üç kadından birisi evlerinde, toplumsal alanda ya da işyerlerinde cinsel ya da fiziksel şiddete uğramaktadır.

30 ülkede 200 milyon kadın ve kız çocuğu genital sakatlanmaya (sünnete) maruz kalmaktadır.

Dünyada insan kaçakçılığı kurbanlarının yüzde 71’ini kadın ve kız çocukları oluşturmaktadır. Neredeyse dört kadından üçü cinsel sömürü maksadıyla kaçakçıların eline düşmektedir.

Kadının evde, işyerinde veya toplumda mücadelesinin karşılığı; şiddet, işsizlik veya ölüm olmamalıdır.

Türkiye’de 2010 yılında 177, 2011’de 165, 2012’de 155, 2013’de 237, 2014’te 257, 2015 yılında 303, 2016 yılında 328, 2017 yılında 409, 2018 yılında ise 440 kadın öldürülmüştür. Ülkemizde her geçen yıl öldürülen kadın sayısı artmaktadır. Her geçen yıl cinsel şiddet uygulanan kadın sayısı artmaktadır. Nitekim, 2018 yılında 317 kadına cinsel şiddet uygulanmıştır.

Son yıllarda kadınlara yönelik akıl, mantık dışı söylemlerin çoğalması kadına şiddeti ve tacizi etkileyen nedenlerin başında gelmektedir. Bu tür söylemleri kınıyor ve lanetliyoruz.

Dünya genelinde kadına yönelik şiddetin son bulması için verilen mücadele yeni bir süreç değildir. Ekim 2017’de Amerika Birleşik Devletleri’nde dalga dalga yayılan “Ben de” (Me Too) hareketi cinsel istismara ve kadına yönelik şiddete dair kamusal farkındalığı arttırmıştır. Uluslararası örgütler ve üyesi olduğumuz BWI’nin de arasında bulunduğu küresel sendikalar tarafından verilen mücadele uzun yıllardır süregelmektedir.

BWI 2018-2021 Stratejik Planı’nın 2017 BWI Kongresi’nde kabul edilmesinden bu yana kadın liderler tarafından önderlik edilen BWI üyeleri kadına yönelik her türlü şiddetin son bulması adına örgütlenmekte ve kampanyalar yürütmektedir. Kadına yönelik şiddetin son bulması için yürütülen kampanya toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması kampanyası ile doğrudan ilişkilidir. Bizler inanıyoruz ki kadınların emeği ve katkıları siyasi, ekonomik ve sosyal olarak eşit değere sahip olduğunda ve eşit oranda saygı gördüğünde kadına yönelik şiddet tam anlamıyla son bulacaktır.

Kadına yönelik şiddetin tam anlamıyla son bulması için, 2019’da Uluslararası Kadın Komitesi’nin önderliğinde BWI, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün  “İş Dünyasında Kadına ve Erkeğe yönelik Şiddet ve Taciz” başlıklı bir Sözleşmenin kabul edilmesi yönünde etkin bir kampanya sürdürmektedir. Erkek egemen sektörlerinde çoğunluğu oluşturan erkekler kadına yönelik cinsel tacizin, ayrımcılığın ve şiddetin son bulmasında verilen mücadelede önemli bir role sahiptir. Çünkü “maço kültürü” durdurmak ve böylece eşit bir çalışma ortamı yaratmak erkeklerin elindedir.

ILO’nun kabul edeceği,  “İş Dünyasında Kadına ve Erkeğe yönelik Şiddet ve Taciz” başlıklı Sözleşme, işyerlerinde cinsiyete dayanan şiddetin son bulması için önemli bir adım olacaktır. Bu önemli adımın atılması için YOL-İŞ olarak hükümetten beklentimiz, bu Sözleşmenin ILO’nun Genel Kurullarında ve ilgili organlarında desteklenmesidir.

2019 yılında; aile içi şiddet, tecavüz, töre cinayetleri ve çocuk gelinler utancının son bulması, kadınların insanca çalışması ve insan gibi yaşaması, her türlü ayrımcılığın beyinlerde, yasalarda ve uygulamalarda son bulması,  kadın çalışanların her işyerinde çocukları için yuva ve kreş ihtiyaçlarının karşılanması, ev kadınlarının isteğe bağlı sigorta ve emeklilik koşullarının iyileştirilmesi, çalışan kadınların emeklilik, yaş ve prim ödeme gün sayısının düşürülmesi, kadının taşeronluk sistemi içinde katmerli istismarının önlenmesi için birlikte mücadele; çözüm için  tek yoldur.

Analarımız, eşlerimiz, bacılarımız olan kadınların insanca muamele görmesi, eşit bireyler olarak yaşaması ve en az erkekler kadar özgürlüklere sahip olması aynı zamanda temel bir insan hakkıdır.

Ulusal Kurtuluş Savaşımızın, evimiz-ocağımızın ve üretimin belkemiği olan kadınlarımızın; daha insanca çalışma ve yaşama koşullarını hak ettiklerinden zerre kadar kuşkumuz yoktur.

Bu nedenle 8 Mart 2019  yılında haykırıyoruz !

Kadına şiddet, tecavüz, taciz son bulsun!

Kadınların uğradıkları şiddet nedeniyle yaşamlarını yitirmeleri büyük bir utançtır!

Kadınların ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmesine son!

Çocuk gelin ve küçük yaşta evliliğe son!

Kadınların eğitimden yoksun bırakılması insanlık ayıbıdır!

Aşırı doğum dayatması, şiddettir!

Kapitalist sistemin kriz gerekçesiyle kadını fuhuşa zorlaması şiddettir!

Kadın bedeni, ana bedenidir, reklam malzemesi olarak sunulması şiddettir!

Daha yaşanabilir bir dünya, daha demokratik bir ülke ve daha özgür bir yaşam... Emeğin, hakkını alabildiği bir çalışma hayatı ancak ve sadece kadın-erkek tüm emekçilerin kol kola girmesi ile sağlanabilir.

Bu düşünce ile kadın üyelerimizin, tüm kadın emekçilerin, analarımızın ve tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü içtenlikle kutluyoruz!

Daha güvenli bir çalışma hayatı, daha insanca yaşam koşulları, savaştan ve şiddetten arındırılmış bir dünya umudu ile,

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun!

 

                            

                                                                       Türkiye YOL-İŞ Sendikası

Yönetim Kurulu